cenaze evi 

Gitti. Zamanı geldi ve öldü. Daha acı bir ifadeyle artık hayatında değil…

 

Şimdi bir yığın insan eve gelecek. Her gelenle aynı sohbet. 

-Nasıl oldu ?

*Kalp diyor doktorlar ama yaşlılık işte.

-Başınız sağolsun. Sen nasılsın ?

*…

 

Ölümü hakkında bilgisi olup kendisini tanımayan bir sürü insan gelecek camiye. naaşının başında ‘iyi biriymiş ben tanışamadım kendisiyle hiç ama’ deyip gidecekler. Meftayı nasıl bilirdiniz ? Hakkınızı helal ediyor musunuz ? Helal olsun, iyi bilirdik… Tek bir ağızdan ve tek bir nefeste. Sonra dört kolluyu omuzlamak için tanıdık eş dost yaklaşacak naaşa. Bismillah.

Sonrası ağlama seslerine karışan toprak sesleri. Gözyaşlarıyla ıslanmış toprak… 

Nasılsa iki gün sonra kuruyacak toprak.

 

bu arada yorgunluğun üzerine git gide biriken acın ve ağlama isteğin seni iyiden iyiye ele geçirecek. Karnında sağlam bir yumruk yemişçesine acı hissedeceksin. Sanki ağlasan yahut çığlık atsan tüm dünya sûr’un sesiyle yankılanıp yerle bir olacak.

Ama ağlayamayacaksın. Çünkü insanlar senin ağlamanı değil destek olmanı bekliyorlar sanki senden daha yakınmışlar gibi.

 

Peki siz öldünüz mü hiç ?

Ben bi keresinde ölecektim ağlayacak kimseyi bulamadım etrafımda. Öldüğünüzün bilinmeyeceği topraklarda ölmek sizce de acı verici olmaz mı ?

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *